İlaç sektörüne genel bakış

Pazar koşulları

Sağlık sektörünün genel durumu olumlu olmayı sürdürse de, önemli güçlüklerle karşı karşıyayız. Dünyanın artan ve yaşlanan nüfusu sağlık hizmetlerine yönelik talep yaratırken, tedarik baskısı da giderek artıyor.

Hükümetler sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için uğraşırken, sağlık sektörünün kendisi de büyüyor. Bununla birlikte artan maliyetler, yaşam bilimleri alanında çalışan şirketlerin tüm pazarlarda yenilik, değer ve daha iyi hasta sonuçları sağlama gereksinimini de arttırdı.

Dünya son on-yirmi yılda yaşam süresinde önemli kazanımlara tanıklık etti. En çok ilerleme gösteren, ortalama yaşam süresini dokuz yıl kadar uzatan düşük gelirli ülkeler oldu. Ancak uzayan yaşam süresi, artan sağlık maliyetlerini de beraberinde getiriyor. 60 yaş üzeri kişilerin oranı, diğer tüm yaş gruplarından daha hızlı bir şekilde artıyor, bu trend toplumlar açısından global olarak dönüşüm ve kronik hastalıklarla yaşayan milyonlarca insan anlamına geliyor.

Özellikle Batı toplumlarında artmaya devam eden yaşlı nüfus oranı ile birlikte doğurganlık oranlarındaki düşüş de bu değişen demografik özelliklerde rol oynadı. Bunun yanı sıra tıptaki büyük ilerlemeler de çok daha fazla sayıda insanın kronik hastalıkları tedavi edilirken daha uzun yaşayabilmesi anlamına geliyor.

Ancak kronik hastalıklar, halen dünya çapında mortalitenin en başta gelen nedenidir. Kalp hastalığı, inme, kanser, kronik solunum hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar tüm ölümlerin %63’ünü oluşturuyor.

Bu hastalıklar ayrıca bugünün sağlık sorunları içinde en maliyetlisi ve önlenebilirleri arasındadır. Yaşlanan popülasyonlar ve kronik hastalıklarda artış trendlerinin birlikte, gelişmiş ülkeler gibi gelişmekte olan ülkelerde de sağlık hizmetlerine talep yaratması bekleniyor.

Dünya genelinde yıllık ortalama sağlık harcamalarının, önümüzdeki üç yılda %5,3 oranında artacağı tahmin ediliyor.1

1990 yılından bu yana ortalama yaşam süresi altı yıl artarak kadınlarda 73’e erkeklerde ise 68’e yükseldi.2

Sunulan değer

Pek çok ülke, bir yandan hasta sonuçlarını ve tedaviye erişimi iyileştirirken bir yandan da hızla artan sağlık maliyetlerini yönetmede aşılması zor bir güçlükle karşı karşıyadır.

Son birkaç yıldır yavaşlayan ekonomik büyüme ile birlikte sağlık sistemlerine ayrılan bütçeler üzerindeki sürekli baskı, pek çok ülkenin reçeteli ilaç fiyatlarında kesintiler ve kanıta dayalı tıp dahil olmak üzere, maliyet kontrolü önlemlerini hayata geçirmesine yol açmıştır. Miktara dayalı sağlık hizmetinden değere dayalı sağlık hizmetine geçiş, sağlık hizmeti sağlayıcılarının, sağlık hizmetlerini daha sürdürülebilir hale getirmenin bir yolu olarak tedaviyi iyileştirmeleri ve maliyetleri düşürmelerini ödüllendirmektedir.

Bu, sağlık şirketleri için yeni ilaçlar veya tıbbi cihazları daha yakından incelemek gerektiği anlamına geliyor. Şirketlerin artık, gittikçe artan çeşitlilikteki paydaşlarına, daha makul maliyetlerde daha iyi sağlık sonuçları elde ettiklerini açıkça kanıtlamaları gerekiyor.

Bu paydaşların arasında, tıbbi ürünlerin seçilmesi ve satın alınmasında giderek daha önemli bir role sahip olan sağlık teknolojisi değerlendirme kuruluşları, sigorta şirketleri ve geri ödeme kurumları, hasta dernekleri ve hasta dernekleri yöneticileri bulunuyor. Bu trendin birincil etkisi, özellikle kanser tedavileri olmak üzere, yüksek değeri olan, yenilikçi ilaçlarda geri ödemede engeller yaratmak oldu. Ancak tüm sağlık hizmeti paydaşları, hastalara sağlanan tedavinin değerinin tanımlanması, ölçülmesi ve iyileşmesi amacını paylaşıyor.

Sağlık hizmetlerine erişim

Sağlık hizmetlerine erişim global bir güçlük olmaya devam ediyor. Sağlık hizmetleri, bir ülkeden başka bir ülkeye ve hatta aynı bölge veya ülke içinde bile anlamlı farklılıklar gösteriyor.

Örneğin Romanya’daki yaşam süresi, İspanya’daki yaşam süresinden dokuz yıl daha kısadır.3 Bazı ülkelerde gelişmiş ilaçlara ve testlere kolayca ulaşılabilirken, bazı ülkelerde temel altyapı eksiktir, hatta hiç yoktur. Oturmuş pazarlarda dahi ilaçların hastaların kullanımına sunulması yıllar alabilmektedir. Sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirmek pek çok ülkenin hedefidir ve pek çok reform çabalarının da merkezini oluşturur; fakat maddi olarak karşılanabilir, etkili çözümler bulmak çok büyük bir görevdir.

Hükümetler pek çok cephede zorluklarla karşı karşıyadır. Sağlık hizmetlerindeki artan maliyetin yanı sıra, iş gücü kesintileri ve yetersiz sağlık hizmeti altyapısı da tedaviyi iyileştirme çabalarını engelleyebilmektedir. Hastaların genellikle, Hindistan nüfusunun %80’inde olduğu gibi, uzak veya ulaşılması zor bölgelerde yaşaması da sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirmeyi zorlaştıran etkenlerden biridir.

Özellikle gelişen pazarlardaki kentsel alanlarda olmak üzere, pek çok ülkede meme, akciğer ve mide kanseri ve kolorektal kanser insidansı hızla artıyor. Batılı beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam biçimlerinin benimsenmesi, sigara kullanımı ve çevre kirliliğinin hepsi birden kanser oranlarının artmasına katkı yapmıştır, fakat gereken tedaviye erişim son derece yetersizdir. Ve kanser hastalarının sayısı artarken, tedaviye erişebilenlerin oranı değişmemektedir. Yaşlanan nüfus, artan işsizlik ve ekonomik baskılar, sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikleri daha da ağırlaştırmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Bankası ve Çocukları Kurtarın Vakfı da dahil olmak üzere uluslarüstü kurumlar konsorsiyumu tarafından desteklenen 80 ülke, sağlıkta evrensel kapsayıcılığa ulaşma yolunda adımlar atıyor.

Sağlıkta Evrensel Kapsayıcılık, herkesin maddi zorluklar yaşamadan kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşması olarak tanımlanıyor. Pratikte amaç, sağlık giderlerinin hasta tarafından yüklenilmesinden ziyade, ön ödeme ve risk havuzlama ile popülasyonların tamamına paylaştırılmasıdır.

Amaç, 2030 yılına kadar hane halkı geliri, harcaması veya refahı, yaşanılan yer veya cinsiyetten bağımsız olarak, temel sağlık hizmetlerinde en az %80 kapsayıcılığa ulaşmak, ayrıca cepten yapılan harcamalardan %100 maddi koruma sağlamaktır

Sağlık hizmetlerine erişim global bir sorun olmaya devam ediyor4


1Deloitte. 2014 Global sağlık hedefi: ortak zorluklar, ortak fırsatlar.

2Dünya Sağlık Örgütü Dünya Sağlık İstatistikleri 2014.

3EFPIA. Sağlıklı bir Avrupa için sağlık ve büyüme. Avrupa 2014 için bir yaşam bilimleri stratejisi vizyonu.

4Dünya Sağlık Örgütü 2014 Sağlık finansmanı. Ortalama döviz kuruna göre (ABD doları) kişi başına toplam sağlık harcaması.




Sağlık sektörünün rolü

İnovasyonu erişebilir kılmak

Popülasyonlar yaşlandıkça ve yaşam süresi uzadıkça, sağlık sistemlerine olan talep de katlanarak artıyor. Sağlık giderlerinin artmasının yanı sıra, yenilikçi ilaçlar geliştirmenin bedeli de pahalı.

Amacımız, ihtiyacı olan herkesin ilacımıza ulaşabilmesidir. İhtiyacı olan daha fazla hastaya ulaşabilmek amacıyla tüm dünyadaki sağlık sistemi paydaşlarıyla birlikte çalışıyoruz.

Sağlık hizmetlerine erişimin önündeki engeller çok çeşitli ve karmaşık olabilmektedir. Bu engeller, eğitimli tıbbi uzman eksikliği, satın alınabilirlik ve ilaçları güvenli bir şekilde tedarik edecek altyapının eksikliği gibi çok farklı şeyler olabilir.

Girişimlerimiz tıbbi eğitimden öğretime, tarama programları, hasta destek programları ve kaynak yaratma çözümlerine kadar uzanmaktadır. Ayrıca, ilacın farklı endikasyonlarda sağladığı faydaları daha iyi yansıtan yenilikçi fiyatlandırma modelleri de geliştiriyoruz.

2014 yılında, ilaçlarımıza erişimin iyileştirilmesine yönelik bazı önemli adımlar attık. Farklı pazarlarda sağlık hizmetlerine erişimin önündeki engelleri sistematik olarak analiz edebilmek amacıyla, bağlı şirketlerimizin de bu engellerin temel nedenlerini saptayıp yeni çözümler üretmelerini destekleyen yeni bir çerçeve oluşturduk. Ayrıca, yenilikçi ilaçlara erişimin özellikle zor olduğu bir bölge olan Sahraaltı Afrika’da kadın kanserleri ve hepatit ilaçlarına erişimi iyileştirmek amacıyla da bir strateji başlattık.

Pazarlarımız


İlaç birimi pazar büyümesi


Diagnostik birimi pazar büyümesi


Türkiye ilaç sektörü

Türkiye ilaç sektörü, insan sağlığına verilen önemin artması, sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişiklikler ve vergi uygulamalarında sektöre yönelik yapılan düzenlemelerle gelişimini sürdürmektedir. 2008 - 2013 yılları arasında yıllık %1,6’lık büyüme ile toplam 14.784 milyar TL düzeyinde büyüklüğe ulaşan Türkiye ilaç pazarı dünyada 19. sırada yer almaktadır. Türkiye ilaç pazarının 2013-2018 yıllarında %6’lık (±%1,5) bir yıllık bileşik büyüme oranıyla büyüyerek 2018 itibarıyla 20 milyar Türk lirasına ulaşması beklenmektedir. 2013-2018 dönemine yönelik tahminlerde; Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya ile gelişmekte olan pazarlar arasında gösterilen Türkiye ilaç pazarının 2013-2018 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranının %6 olması ve 2016 yılında dünyada 17. sırada yer alması öngörülmektedir.

Türkiye ilaç sektöründe yaklaşık 300 ilaç şirketi faaliyet göstermekte ve yaklaşık 30.000 kişi istihdam edilmektedir. 2014 yılında Türkiye ilaç pazarında satışı olan toplam 4.698 üründen 3.041’i geri ödeme kapsamındadır. TL bazında pazarın %59,4’ünü ithal ilaçlar; %40,6’sını da yurt içinde üretilen ilaçlar oluşturmaktadır. Türkiye ilaç pazarı, yoğunluklu olarak ithal ürünlerde yenilikçi/referans, yurt içinde üretilen ürünlerde ise ağırlıklı olarak eşdeğer/jenerik ilaçlardan oluşmaktadır. 2014 itibarıyla, biyoteknolojik ürünler Türkiye ilaç pazaranın %19,7’sini biyobenzer ürünler ise biyoteknolojik ürün pazarının %1,7’sini oluşturmaktadır

Kaynak: IMS Dataview REHO Kasım.’14; IMS Market Prognosis Eylul.’14, IMS Graham Lewis Sunumu Ekim’14